1...


« Ana Sayfa  
.
 

HABER GÜNDEMİ

Haber Kategorileri

11.01.2011 tarihinde eklendi

10 OCAK 2011 BASINDA OTOMOTİV HABERLERİ

TÜRKİYE BASININDAN HABERLER

Otomotiv dünyanın 6'ncı büyük ekonomisi

Dünyada otomotiv diye bir ülke olsaydı, yarattığı 2 trilyon euroluk ciroyla, dünyanın en büyük ekonomisine sahip 6'ncı ülke olurdu. 50 milyon çalışanıyla, dünyada birçok ülkeden daha fazla nüfusa sahip, kalabalık ülkelerin arasında yer alırdı. Yarattığı iş hacmi ve istihdam, otomotivi dünya için vazgeçilmez yapıyor. Ar-ge, fabrika yaklaşık 85 milyar euro ar-ge, fabrika ve model yatırımının yapıldığı sektör, ayrıca 433 milyar euronun üzerinde vergi geliri sağlıyor.

Dünya ekonomisinde büyük bir paya sahip olan sektör, istihdamıyla da dikkat çekiyor.

Otomotiv, 8 milyondan fazla kişiye istihdam yaratıyor. Dolaylı istihdam ile birlikte 50 milyondan fazla kişi, otomotivden ekmek yiyor. Yani dünyada imalat sanayinde çalışan her 20 kişiden biri otomotiv sektöründe çalışıyor. Otomotivin AB'de doğrudan istihdamı 2. 3 milyon kişi. Dolaylı istihdamla bu rakam 12 milyon kişiye yaklaşıyor.

Otomotiv Türkiye için de lokomotif sektörlerden. İhracatın şampiyon sektörü otomotiv, sağladığı istihdamla da dikkat çekiyor. Otomotiv 300 bin kişiye iş yaratıyor. Aileleriyle birlikte 1 milyon kişi ekmek yiyor. Otomotiv dünya ekonomisinin itici gücü olmaya devam edecek gibi görünüyor.

((Sabah – Ufuk Sandık – 10 Ocak))

Ford, Türkiye’de 8 milyar lira ciroya ulaştı, kârıyla dünyada yine parmak ısırttı

2010 yılını Türkiye’de 9’uncu kez lider olarak tamamlayan Ford Otosan, 8 milyar liralık rekor ciro elde etti. Ford Otosan Genel Müdürü Nuri Otay, “2010 yılındaki performansımızla Ford dünyasının en gözde ülkesi olduk. Hem Avrupa’da 39 ülkeyi sollayarak en kârlı, hem de en yüksek pazar payına sahip Ford ülkesi olma başarısını gösterdik” dedi.

2010 yılındaki performansıyla Ford dünyasının en gözde ülkesi konumunda bulunan Türkiye, hem Avrupa’da 39 ülkeyi sollayarak en kârlı, hem de en yüksek pazar payına sahip Ford ülkesi olma başarısını gösterdi. 2009 yılında 5.5 milyar lira olan cirosunu 2010 yılında yüzde 40 artıran Ford Otosan, yaklaşık 8 milyar liralık ciroyla yeni bir rekor kırdı. Ford Otosan’ın daha önceki en büyük cirosu 7.2 milyar lira ile 2007’de gerçekleşmişti. 9’uncu kez lideriz

Ford Otosan Genel Müdürü Nuri Otay, 2010’un hem Türk otomotiv sektörü, hem de kendileri adına çok verimli geçtiğini belirttti. “Otomotiv sektörü tarihininin en iyi yılını yaşarken bizde 9’uncu kez yılı lider olarak tamamladık” diyen Otay, 2010’daki satış performansıyla bir kez daha Ford dünyasının gözde ülkesi olduklarını söyledi. Otay, şöyle konuştu: “Türkiye, geçen yıl İngiltere’yi geçerek, Avrupa’da en yüksek pazar payına sahip Ford ülkesi olma başarısını gösterdi. Türkiye, yüzde 15.7’lik pazar payıyla İngiltere’nin dışında Macaristan, İrlanda gibi ülkeleri de geride bıraktı. Ayrıca, kârlılıkta da Avrupa’yı solladı. Türkiye, bu yıl da 39 ülkeyi geride bırakarak, en kârlı ülke oldu.” Bize imrenerek bakıyorlar

Türkiye’nin Ford dünyasında önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Nuri Otay, şunları anlattı: “Geçen yıl en yüksek pazarı payına sahip olan İngiltere’yi geçtik, bir numara olduk. Satış adetlerinde de Avrupa’daki ilk beş ülke arasındayız. Bu başarı tablosu nedeniyle Türkiye’ye imrenerek bakıyorlar. Başarının nedenlerini merak ediyorlar. 2010’da Ford Otosan, 9’uncu kez üst üste toplamda pazar lideri oldu, yılı 123 bin adetlik satışla kapattık. Yıl toplamında en yüksek satış yapılan ikinci yılımızı yaşadık. Aralıkta 25 bin adetle Ford Otosan tarihindeki en yüksek aylık satış rakamı gerçekleşti.” 63 ilde birinciyiz

Türkiye’de 81 ilin 63’ünde en çok satan marka olduklarını kaydeden Otay, yine lider oldukları 2009 yılında bu sayının 49 olduğunu hatırlattı. Otay, şunları anlattı: “2010’da bir önceki yıla göre yüzde 40 artışla 242 bin adet üretim gerçekleştirdik. İhracatımız yüzde 37 artışla 177 bin adete ulaştı. 2 milyar Euro’yu aşan ihracat cirosu ile Ford Otosan bu yıl da Türkiye’nin en fazla ihracat yapan üç şirketinden biri oldu.” Hedef 10’uncu liderlik

2011’de 10’uncu kez pazar liderliği hedeflediklerini söyleyen Otay, üretimin 250 bin adet, satışların ise 187 bin adet olarak gerçekleşeceği tahmini yaptı. Ticari araçta geleneksel liderliğin devam ettiğini söyleyen Otay, “Kendisinden sonraki 6 markanın toplamı Transit’i yakalayamıyor. Bu yıl otomobil segmentinde Ford Otosan şimdiye kadarki en yüksek pazar payını elde ederek ikinciliğe yükseldi” dedi.

Connect’i Amerika’ya gönderdi Transit’e ise samba öğretiyor

FORD Otosan’ın 5 kıtada 129 ülkeye ihracat yaptığını hatırlatan Nuri Otay, Kuzey Amerika’nın ardından 2010 yılı son çeyreğinde Güney Amerika’ya da ihracata başladıklarını söyledi. Geçen yıl sonlarında Brezilya’ya deneme amaçlı Transit ihraç ettiklerini kaydeden Otay, “Büyük potansiyeli olan Brezilya’ya 2011 yılında 2-3 bin adet Transit ihraç edeceğiz. Bu sayının talebe bağlı olarak artmasını bekliyoruz” dedi.

Connect, ABD’nin 11 şehrinde taksi oldu

NEW York taksi ihalesinde Transit Connect’in 3 finalistten biri olmasını değerlendiren Nuri Otay, şunları söyledi: “Bu sevindirici bir şey. Ama Transit Connect ABD’de zaten taksi olarak kullanılıyor. Şu anda 11 kentte özel olarak üretilen Transit Connect’ler çalışıyor. Biz New york ihalesini kazanmamız halinde diğer tüm şehirlerdeki taksiler gibi tümünü Gölcük’te üretip ihraç edeceğiz.”

Elektrikli Connect’ten bu yıl 500 adet üretiriz

NURİ Otay, 2011 yılı ortasında Amerika’da satışa sunulacak elektrikli Transit Connect modelinden 500 adet üreteceklerini belirterek, “Bu araçları biz Gölcük’te elektrik altyapısı monte edilecek şekilde özel olarak üreteceğiz. Türkiye’den giden araçların elektrik donanımları Amerika’da takılacak” diye konuştu.

((Hürriyet – Emre Özpeynirci – 10 Ocak))

Otomotivde hurda bereketi

Ulaştırma Bakanlığı, 100 bin kamyon, tanker, çekici ve otobüsü piyasadan toplayacak.

Bugüne kadar 25 bine yakın yaşlı araç hurdaya ayrıldı. Her gün Türkiye'nin dört bir yanından eski model araba teslim aldıklarını söyleyen Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın, 1985 model altı araba sahiplerine şu ana kadar 140 milyon lira ödediklerini bildirdi.

Piyasadan toplanan araçların yerine yenilerinin koyulacağını, otomotiv sektörüne de can suyu olacaklarını kaydeden Aydın, "Yollardan 100 bin araç aldığımızda piyasaya 30-40 bin yeni araç girecek. Otomotiv sektörünün canlanmasına ekonomik canlanmaya sebep oluyoruz. 100 bin aileyi de devletle barıştırıyoruz." dedi. Karayolu taşımacılığında 2003 yılından bu yana ciddi reformlar yapıldığını belirten Talat Aydın, bunların başında; araçların yollara çıkması için lisanslama, şoförlerin sertifikalandırılması ve piyasadaki 50 yaşındaki araçların toplanmasının geldiğini ifade etti. Eski model araçların toplanmasıyla ilgili Cihan'a açıklamalarda bulunan Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Aydın, en önemli projelerinin karayollarında insan ve mal taşıyan yaşlı ticari araçların toplanması olduğunu aktardı.

Toplanan araçların eski teknolojiyi taşıdıklarını dolayısıyla karbon oranlarının çok yüksek olduğunu anlatan Talat Aydın, bunların yerine piyasaya girecek araçların ise daha çevreci olduğunu vurguladı.

Dünyada örneği olmayan projeden İklim Konferansı'nda da hayranlıkla bahsedildiğinin altını çizdi.

Aydın, 2008 yılından 2009 ortalarına vatandaşın yeteri kadar eski model araç teslimatı yapmadığını kaydetti. Sebebini araştırdıklarında vergi borçları sebebiyle şoförlerin eski araba teslimine yanaşmadığına işaret eden Aydın, söz konusu arabaların vergi borçlarının aslını, faizini ve trafik para cezalarını sildiklerini dile getirdi. Bu kolaylıktan sonra eski araçların akın akın hurda merkezlerine geldiğini söyleyen Aydın, "Daha önce bin 600 civarında eski aracı almıştık. Dün itibariyle ise 24 bin 700 araç teslim edildi." bilgisini verdi.

25 YAŞINDAN BÜYÜK ARAÇ KALMAYACAK

Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın, "Emniyet Genel Müdürlüğü'nün sicil kayıtlarına göre yaşlı araç sayısı 160 bin ancak, bunların bir kısmı fiilen bulunmuyor. Dolayısıyla piyasadan toplanacak eski model kamyon, çekici, tanker ve otobüs toplamının 100 bin civarında kalacak." ifadelerini kullandı. Şimdiye kadar hurdaya alınan araç karşılığında yaptıkları ödemenin toplamda 140 milyon lirayı bulduğunu, araç başına ödemenin de 5 bin 500 lira olduğunu aktaran Aydın, teslim yerlerindeki incelemelerde bir vatandaşla yaşadığı diyaloğu şu sözlerle anlattı:

"Bir vatandaşla konuştum. '18 bin lira vergi borcum vardı. Onu sildiler. Üstüne de 7 bin lira aldım. Borçlarımdan da kurtuldum, güvensiz araçtan da kurtuldum. Cebime de para girdi.' Vatandaş bu işten çok memnun."

OTOMOTİVCİLER BAĞIŞ YAPSIN DAHA FAZLA ARAÇ TOPLAYALIM

100 bin araç karşılığında piyasaya 500-600 bin lira nakit para girişi olacağına işaret eden Talat Aydın, ortalama 10 bin liradan toplamda 1 milyar liralık vergi borçlarının da silineceğini vurguladı. "Böylece devletle vatandaşı barıştıracağız." diyen Müsteşar Yardımcısı, toplanan 100 bin aracın yerine en az 40 bin yeni araç alınacağını da işaret etti. Aydın, otomotiv üreticilerine de şu çağrıda bulundu: "Otomotivciler teşekkür ediyorlar. Sadece teşekkür yetmez onlar da ellerini ceplerine atsınlar. Bu şekilde araçlarını teslim edenlere kolaylık sağlasınlar ya da gelip döner sermayeye bağışta bulunsunlar. O zaman alacağımız araçların yelpazesini genişletebiliriz. Yaşını da büyütebiliriz. Bakanlığın döner sermayesine 15 milyon bağışta bulunsalar o kadar aracı piyasadan toplayabiliriz."

PARA 20 GÜN İÇİNDE ÖDENİYOR

Toplanan araçları Makine Kimya'ya hurda toplama fiyattan verdiklerini aktaran Talat Aydın, verdikleri 600 milyon liraya karşılık aldıkları paranın 60 milyon lira olduğunu duyurdu. Bu 600 milyon lirayı bakanlığın döner sermaye gelirlerinden karşıladıklarına işaret eden Aydın, araba sahiplerine de parayı en geç 20 gün içinde verdiklerini aktardı. Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Aydın, "Evrak buraya intikal ettiğinde 15 gün içinde parası yatıyor. IBAN numarası veriyor evraklar intikal ettiğinde bazen de 3-5 gün içinde ödüyoruz. Bazen aksamalar oluyor ama bu durum numaranın hatalı çıkmasından kaynaklanıyor. Sistemde isim çıkmıyor. Aksama sadece o zaman oluyor." diyerek sözlerini tamamladı.

Model Teslim Tarihi Ödenecek para

79 15/11/2010-30/6/2011 1 lira x kilo

80 1/1/2011 - 30/6/2011 1,10 lira x kilo

81 1/2/2011 - 30/6/2011 1,10 lira x kilo

82 1/3/2011 - 30/6/2011 1,20 lira x kilo

83 1/4/2011 - 30/6/2011 1,20 lira x kilo

84 1/5/2011 - 30/6/2011 1,30 lira x kilo

85 1/6/2011 - 30/6/2011 1,30 lira x kilo

((Sabah – 9 Ocak))

Otomotiv üretimi rekora koşuyor

2010 yılında üretimin 1 milyon 160 bin adedi geçerek, tüm zamanların üretim rekorunu kırması bekleniyor.

Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu, 2010 yılında üretimin 2008 yılındaki 1 milyon 147 bin adedi geçerek, rakamlar belli olmamakla beraber 1 milyon 160 bin adet civarında olacağını tahmin ettiklerini belirtti.

Sabuncu, Uludağ İhracatçı Birliklerinde (UİB) 2010 yılı ihracat rakamlarının değerlendirildiği basın toplantısında, otomotiv endüstrisinin 2010 yılında 17 milyar 328 milyon dolarlık ihracat yaptığını, bu rakamla 2006'dan bu yana olduğu gibi 2010 yılında da ihracat şampiyonu olduğunu söyledi.

Sektörün aralık ayında da 1,7 milyar dolar ihracat yaparak çıkışını sürdürdüğünü anlatan Sabuncu, sektör ihracatının 2010 yılında, 2009'a göre yüzde 15,55 artış sağladığını ve toplam ihracattaki payının yüzde 15,29 olduğunu vurguladı.

Sabuncu, bu ihracat artışının Avrupa'daki otomotiv pazarlarının, 2010 yılında yüzde 5 daralmasına rağmen gerçekleştiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Sektör, ihracatının yüzde 70'ini AB'ye yapmaktadır. 2009 yılında 170 ülkeye yapılan ihracat, 2010'da 180 ülkeye çıkmıştır. 2010 yılı endüstri açısından çok başarılı geçti. Üretimin 2008 yılındaki 1 milyon 147 bin adedi geçerek, rakamlar belli olmamakla beraber 1 milyon 160 bin adet civarında olacağını tahmin ediyoruz. Bu da tüm zamanların üretim rekoru demek. İhracat yine 2008 yılındaki 910 bin adede göre biraz gerilemiş olup, -2008 yılındaki adedi henüz maalesef yakalayamadık- 750 bin civarında bir ihracat adedi olacağını tahmin ediyoruz. Üretim rekoru olmasına rağmen ihracat, 2008'e göre geri. Fakat tabi bunun bir sebebi var; iç pazarın, 2005 yılındaki 758 bin adetlik rekoru geçerek tahminen 770 bin civarında gerçekleşeceğini bekliyoruz. Satış miktarlarının bu denli yüksek olmasının nedeni tabi ki ekonominin içinde bulunduğu iyi durum ve 2010 yılında kurların düşük giderek ithal araçların ucuzlamasıdır."

Geçen yılı yaklaşık 17,4 milyar dolarlık ihracat ile kapatırken, 2011 hedefini 18 milyar dolar olarak koyduklarını dile getiren Sabuncu, "Bu, tabi minimum bir rakamdır. Bunun üzerine çıkacağını düşünmek istiyoruz. Hala 2011'de Avrupa pazarında 2010'a göre daralma bekleniyor. Fakat Avrupa'daki daralmaya rağmen ihracatımızın 2011 hedefinin 2010'a göre yüksek olmasının nedeni, AB dışındaki alternatif pazarlarda ihracatımızın artacağını var sayıyoruz. 2009 yılında 170 ülkeye yapılan ihracat, 2010 yılında 180 ülkeye çıkmış vaziyette. Bu da alternatif pazarların bulunması, yaratılması demektir." dedi.

((Dünya – 7 Ocak))

Sanayi üretimi hızlı arttı

Sanayi üretimi kasımda yüzde 9.1 oranında artış gösterdi. Beklentiler artışın yüzde 7.6 olacağı yönündeydi.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2010 yılı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre; madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 8.2, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 9,7 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,7 arttı.

((Hürriyet – 10 Ocak))

Renault uluslararası bir şebekenin kurbanı

Fransız otomobil üreticisi Renault'nun Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Patrick Pelata, şirketin uluslararası organize bir şebekenin kurbanı olduğunu söyledi.

Pelata, Fransa'da yayımlanan le Monde gazetesine yaptığı açıklamada, sanayi casusluğu olayında çok büyük bir teknolojik sırrın söz konusu olmadığını belirterek, “Yabancıların çıkarına hizmet etmesi için ekonomik, stratejik ve teknolojik bilgilerin toplandığı organize bir sistemle karşı karşıya olduğumuz sonucuna vardık. Profesyonel bir iş söz konusu. Renault, uluslararası organize bir şebekenin kurbanı” dedi.

Teknik ekipleriyle birlikte durum saptaması yaptıklarına işaret eden Pelata, “Bazı şeyler açık; innovasyon noktasında stratejik hiç bir teknolojik bilgi şirketin dışına sızamadı. Ancak araçların tasarımı, maliyeti ve ekonomik model araçların (elektrikli) programları konusunda bilgilerin sızdırılmış olabileceğini düşünüyoruz. Ciddi bir durum ama zarar, teknoloji odaklıda olabilecek kadar değil” diye konuştu.

Pelata, sorunun şirketin elektrikli araç geliştirme programında hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini vurguladı.

OLAY NASIL GELİŞMİŞTİ?

Fransa'da yayımlanan le Figaro dün yayımladığı haberde, şirketin, olayın Çin'le bağlantılı olabileceğinden şüphelendiğini yazmış, Fransız gizli servisinin konuyla ilgili araştırmalar yaptığını belirtmişti.

Geçen yıl ağustos ayında şirketin Uyum Komitesine gönderilen bir “etik uyarıdan” sonra Renault içindeki sanayi casusluğu iddialarıyla ilgili soruşturma başlatılmış, geçen pazartesi günü de elektrikli otomobillerle ilgili teknolojik sırları dışarıya sızdırdığından şüphelenilen üç yönetici görevden uzaklaştırılmıştı. Renault, sanayi casusluğunun şirketin stratejik varlıklarını tehdit ettiğini açıklamış ve birkaç ay süren soruşturmanın, bu üç çalışanın davranışının Renault'nun etik kurallarına karşı olduğunu, bilinçli olarak ve kasten şirketin varlıklarını tehlikeye attığını gösteren bir dizi unsurun belirlenmesine fırsat verdiğini belirtmişti. Fransız devletinin yüzde 15 hissesine sahip olduğu Renault, Japon ortağı Nissan ile beraber 4 milyar dolar tutarında yatırım yaptığı elektrikli araç programının tehlikeye girmesinden endişeleniyor. Her iki şirketin gelecek iki yılda yeni elektrikli otomobillerini piyasaya sürmesi bekleniyor.

Her iki şirket de elektrikli otomobillerin, araçların karbon salımı açısından uzun vadede en iyi çözüm olduğunu düşünüyor.Buna karşın dünyanın en büyük iki otomotiv şirketi ABD'li General Motors ve Japon Toyota ise hem elektrikli, hem de benzinli motora sahip hibrid araçların geliştirilmesine büyük yatırım yapıyor.

((Hürriyet – 9 Ocak))

Renault'taki casusluğa Wikileaks iddiası

Renault'daki sanayi casusluğu, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gizli rekabetini ortaya çıkardı. Fransa Çin'i suçlamıştı fakat Wikileaks açıkladığı belgelerde asıl casusun hangi ülke olduğunu açıkladı.

Çin'den şüphelenen Fransa bile Almanya'ya karşı sanayi casusluğu ile suçlanırken, Kanada olası bir casusluğa karşı politikacıları uyardı

Hızla küreselleşen dünyada ekonomik güç savaşı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yaşanan sanayi casusluğu ile gün geçtikçe artarak açığa çıkıyor.

Geçtiğimiz hafta Fransız otomotiv üreticisi Renault'nun elektrikli otomobil projelerinde teknoloji casusluğu yapıldığı gerekçesiyle üst düzey üç çalışanını açığa almasıyla patlak veren olay aslında ne ilk ne de son.

İşin ilginç tarafı ise sanayi casusluğunda Çin'i suçlayan ve istihbarat birimini devreye sokan Fransa'nın da benzer bir durumla suçlanması.

Renault'da yaşananların uluslararası bir organize şebekeyce yürütüldüğünü iddia eden Fransa hakkında da sanayi casusluğu yaptığı yönünde iddialar bulunuyor.

Wikileaks belgelerinde dâhi Fransa'nın Almanya'ya karşı endüstri casusluğu yaptığı ve Alman ekonomisine verdiği zararın Çin ve Rusya'dan daha büyük olduğu iddia edildi.

'ASIL CASUS FRANSA'

Wikileaks'te açıklanan belgelerde Fransa, en çok Avrupa'daki komşu ülkelerinin endüstri sektörüne casuslar göndererek önemli bilgileri çalıyor.

ABD'nin Berlin büyükelçisinin mesajlarında "Fransa'nın ekonomik casuslukla Almanya'ya verdiği zarar, Çin ya da Rus ajanlarının verdiği zarardan çok daha fazla.

Fransa teknolojik hırsızlığın kötülük merkezi. Almanya da bunu biliyor' ifadeleri yer alıyor. ABD Savunma Bakanlığı, sanayi casusluğuna karşı "Hedefteki Amerikan Teknolojileri" adlı yeni bir rapor yayımladı.

Raporda, özellikle savaş gemisi ve denizaltı teknolojisinde ABD'ye karşı yoğun bir teknoloji casusluğu faaliyetleri yürütüldüğünün altı çizildi.

Çalışanlar ofisten çıkarken aranıyor

Kendi alanında lider durumda bulunan dünyanın öncü şirketleri sanayi casusluğuna karşı kendilerince türlü önlemler alıyor.

Ünlü Fransız otomotiv lastiği üreticisi Michelin'in üzerinde uzun bir süredir çalıştığı yeni lastik teknolojisinin gizli belge ve dökümanlarının rakiplerin eline geçmesini önlemek için şirketin Ar-Ge bölümünde çalışan bilim adamlarının üzeri her gün ofisten ayrılırken didik didik aranıyor.

Michelin'ın basın sözcüsü Fabienne de Brebisson, bu durumu şöyle açıklıyor: "Şirketin hayatta kalması için tüm çalışmalarımızı korumamız lazım."

Oracle'a 'teknolojimi çaldın' suçlaması

YAKLAŞIK iki ay önce SAP şirketi telif haklarını çaldığı suçlaması ile 1.4 milyar dolar tazminat kazanan ABD'li teknoloji şirketi Oracle hakkında 2FA Technology firması tarafından şirketin gizli bilgilerini çaldığı iddiası ile dava açtı. 2FA Technology şirketi, Oracle'nin insider aracılığıyla şirketin gizli bilgilerini ele geçirdiğini öne sürüyor.

BRIC ülkeleri suçlanıyor

SANAYİ casusluğunda son dönemde hedefte olan ülkelerin başında Çin geliyor. Dünyanın önde gelen marka ve ürünlerini birebir kopyalaması ile tanınan Çin, son dönemde başta otomotiv ve enerji olmak üzere farklı alanlarda teknoloji transferi gerçekleştiriyor. BRIC ülkelerinin Öin dışındaki diğer üyeleri Hindistan ve Rusya ile Taiwan da özellikle teknoloji casusluğunda suçlamalarla karşı karşıya kalan ülkelerin başında geliyor.

Berlin'den siber savunma merkezi

AVRUPA ekonomisinin lokomotifi konumundaki Almanya da diğer ülkelerin başta savunma ve teknoloji alanındaki casusluk ve saldırı tehlikesine karşı bu yıl içinde 'Ulusal Siber Savunma Merkezi' kurma kararı aldı.

Almanya İçişleri Bakanlığı, başta bankacılık, enerji ve savunma alanında olası tehditleri bertaraf etmeyi planlarken bundan bir ay önce de İngiltere benzer bir karar aldı.

((Akşam – 10 Ocak))

'Tır'la BMW satıldı!

Türkler 2010'un son iki gününde 516 adet BMW aldı

Borusan Oto, 2010 yılında gerçekleştirdiği 12 bin adetlik BMW satışıyla tarihinin en yüksek satışına ulaştı. 11 ayda 7 bin 900 adet satış yapan marka, sadece aralık ayında 4 bin adet araç sattı. Yılın son gününde ise 63 TIR dolusu 516 adet araç satıldı.

HAKAN ÖZENEN

Borusan Otomotiv İcra Kurulu Üyesi Eşref Biryıldız, BMW'nin aralık ayında gerçekleştirdiği 4 bin adetlik satışla 2010’da toplam 12 bin adetlik satış rakamına ulaştığını, bunun BMW'nin Türkiye'de gerçekleştirdiği en yüksek satış rakamı olduğunu açıkladı. Biryıldız, aralık ayının son 2 gününde ise tam 63 TIR dolusu araç ithal ettiklerini belirterek, “geçmiş yıllarda 1 yılda sattığımız aracı, bu yıl 1 ayda sattık” dedi.

Eşref Biryıldız, satışların patlamasında, faizlerin ve Euro kurunun düşük seyretmesi kadar, otomobillerin de eski yıllara göre 4-7 bin Euro arasında ucuzlamış olmasının etkili olduğunu söyledi. Biryıldız, bir önceki 5 serisinin piyasaya çıktığı ilk yılda 79-82 bin Euro aralığında satıldığına dikkat çekerek, yeni 5 serisinin 74 bin Euro'dan başlayan fiyatının talebin artmasında etkiliği olduğunu kaydetti.

BMW markası Türkiye'de 1984 yılından bu yana Borusan Oto tarafından satılıyor. Marka 2004 yılından bu yana 4 bin adetlerin üzerinde satış rakamına ulaşıyor. 2009 yılında ÖTV indiriminin de katkısıyla 6 bin 729 adede ulaşan satış, markanın Türkiye'de bulunduğu yıllar boyunca 2007 yılında ulaştığı 7 bin 256 adetlik satıştan sonra, markanın ulaştığı en yüksek rakamdı. Ancak 2010 yılı BMW için, İcra Kurulu Üyesi Eşref Biryıldız'ın tanımıyla 'mucize' yıl oldu ve satış rakamı ilk kez 10 bin adedin üzerine çıkarak 12 bin adede ulaştı. Markanın kasım ayı sonunda 7 bin 989 adet olan satışları aralık ayında özellikle fiyatı 74 bin Euro civarından başlayan yeni 520d ve yine başlangıç fiyatı 42 bin Euro gibi oldukça rekabetçi düzeye çekilen 320d’ye gelen yoğun talebin de etkisiyle 12 bin adede ulaştı.

Fiyatı ucuzladı 5 serisi patladı

İlkbahar aylarından itibaren, önce 530d ve 535i modelleri, ardından yaz aylarından itibaren, bu serinin en çok talep edilen modeli 520d’nin satışına başlanmasıyla yeni 5 serisi satışları yılı 3 bin 200 adetle kapattı. Bu rakamın, 2 bin 900'den fazlasını 520d oluşturdu. Yılın ilk aylarında satılan 323 adet bir önceki kasa 5 serisi de eklenince sadece 5 serisinin satışı 3 bin 500 adedi buldu. Borusan Otomotiv, ithal ettiği diğer markalarda da rekorlara imza attı. Land Rover 2010 yılında 2 bin 315 adetlik satışla en iyi yılını geride bırakırken, MINI 707 adetle 804 adede ulaştığı 2007 yılından sonraki en yüksek ikinci satış rakamına ulaştı. BMW bir diğer sürprizi ise 650 cc ve üstü motosiklet satışlarında gerçekleştirdiği 351 adetlik satış ve yüzde 42'lik pazar payıyla yaptı.

((Haber Türk – 10 Ocak))

Detroit’te büyük gövde gösterisi

2009 yılında küresel krizin gölgesinde sönük geçen, geçtiğimiz yıl ise 27 yeni modelle Amerikan otomotiv pazarının toparlandığının ilk sinyallerini veren ‘Uluslararası Detroit Otomobil Fuarı’ (NAIAS) bugün 40 dünya prömiyeri ile kapılarını açıyor.

Amerika’da artık krizin tamamen sona erdiğinin tüm dünyaya gösterileceği bu yılın ilk önemli şovunu, dünya çapında 4 bin 500 basın mensubu izleyecek. Geçtiğimiz yıl 27’si dünya prömiyeri olmak üzere toplam 37 yeni modelin sergilendiği şov, bu yıl 40’ı dünya prömiyeri olmak üzere 60’ın üzerinde yeni modele evsahipliği yapacak. 104’üncü kez açılıyor

Bu yıl 104’üncüsü düzenlenen, uluslararası statüde ise 23’üncü kez kapılarını açan Detroit Fuarı, ilk olarak dünyanın 50 farklı ülkesinden gazeteciler için 10-11 Ocak’ta kapılarını açık tutacak. Otomotivin anavatanı olarak bilinen Detroit’te gerçekleştirilmesi nedeniyle 12-13 Ocak’ta ise endüstride faaliyet gösterenleri ağırlayacak fuarı otomobilseverler ise 15-23 Ocak’ta ziyaret edebilecek.

750 bin metrekare

Dünya otomotivinin başkenti olarak kabul edilen Detroit’e bu yıl da Nissan, Infiniti, Mitsubishi, Rolls-Royce, Fisker ve Suzuki katılmıyor ama fuarın düzenlendiği Coba Center’ın 750 bin metrekarelik alanı tamamen dolmuş durumda. Tek Çinli olarak BYD’nin de katılacağı fuarda bu yıl General Motors, Toyota ve Ford sergi alanlarını büyüterek gövde gösterisi yapmaya hazırlanıyor. Otomotiv dünyasında değişen dengelerin ardından, Chrysler’in yönetimini ele geçiren İtalyan Fiat grubu da Fiat ve Lancia modellerini fuarda tanıtacak.

Chrysler 300

Fuarın ev sahibi üreticilerinden Chrysler, yeni amiral gemisi modeli 300’ü tanıtıyor. Öncüsü 300 C’ye göre büyüyen boyutları ile dikkat çeken araçta, 3.6 litre 6 silindir ve 5.7 litre 8 silindirli motorlar görev yapıyor.

Kia KV7

Martı kanat akımınden etkilenen Kia da KV7 konseptinde, ön ve arka koltukları geçişi kolaylaştıran kapılar kullanılmış. Araç yeni tasarım diliyle markanın önümüzdeki dönemde crossover modellerinde kullanacağı yüzü temsil ediyor.

Volkswagen NMS

VW’nin ABD pazarı için geliştirdiği, Passat’tan daha uzun ve geniş tasarlanan araç, Tennessee fabrikasında üretilecek.

MINI Paceman

MINI’nin seri üretime oldukça yakın duran konsepti Paceman, Countryman modelinin daha alçak ve iki kapılı modeli olarak geliştirilmiş.

Porsche 918 Spyder

Alman üretici Porsche, dört yıldır uzak kaldığı fuara bu yıl süperspor otomobili 918 Spyder modeli ile dönüş yapacak.

Toyota Prius Ailesi Dünyanın en çok satılan hibrid otomobili Prius’un 7 kişilik MPV versiyonu da ilk kez fuarla birlikte gün ışığına çıkıyor.

Honda Civic

Orta sınıfın en önemli modellerinden Civic’in yeni jenerasyonu hakkında fikir veren bir konsept fuarda sergileniyor.

Hyundai Veloster

Koreli üreticinin kompakt sınıftaki yeni temsilcisi Veloster, sadece sağ tarafında sunduğu arka kapısı ve sportif tasarımıylla dikkat çekiyor. Araçta çift debriyajlı kavramaya sahip otomatik vites ile birleştirilmiş 1.6 lirelik motor görev yapıyor.

((Hürriyet – 10 Ocak))

Alphan Manas Fransız otomobil şirketini satın aldı

Yatırımcı ve girişimci Alphan Manas iki yıl önce ünlü otomobil tasarımcısı Murat Günak’la birlikte Fransız otomotiv firması Heuliez’i satın alarak Türkiye’de elektrkili otomobil üretimi için kolları sıvamıştı.

Cenevre Otomobil Fuarı’nda MİA adı verilen ve şehiriçi için tasarlanan elektrikli otomobilin lansmanı bile yapılmıştı. Ancak son aşamada Fransızlar, iflasın eşiğinde olan Heuliez’i Türklerin satın almasına, teknolojilerinin Türkiye’ye getirilmesine ve o otomobilin Türkiye’de üretilmesine gönülleri razı olmadı. Firmayı ne yapıp edip Alman ortağa satmayı daha uygun gördüler.

Bunun üzerine Alphan Manas yine bir başka Fransız şirketi olan SynergEthic’i Orhan Holding ile birlikte satın aldı. Şimdi amacı yine şehir içinde kullanılmak üzere tasarlanan Tilter’i Türkiye’de üretmek. Mart ayında Cenevre Otomobil Fuarı’nda sergilenecek otomobil Haziran 2011’de Türkiye’de Gemlik’te kurulacak olan fabrikada üretilecek. Alphan Manas’ın Türkiye’deki otomobil pazarından, vergi sistemine, emlak sektöründeki şerefiyeden elektrkili otomobil pazarına kadar söyleyeceği çok sözü ve önerisi var. İşte bütün bu konuları ve Alphan Manas’ın elektrikli otomobil serüvenini kendisiyle konuştuk.

Murat Günak ile birlikte yürüttüğünüz ve Cenevre Otomobil Fuarı’nda sergilediğiniz MİA Projesinde ne gibi sorunlar yaşandı? Niye şirketi satın alamadınız?

Murat Günak ile beraber, yanımıza Türkiye’den ortaklarımız B Plas ve İncüi Akü ile beraber finansal sıkıntıda olan Fransız otomotiv firması Heuliez için satın alma teklifi vermiştik. Bu teklif firmanın büyüklüğünü göze önüne alarak, şirketin ikiye bölünmesini, yedek parça üretim tesisinin özellikle bir Fransız yatırımcı tarafından satın alınmasının, Elektrikli Otomobil bölümünün de ayrı olarak satılmasının uygun olacağını önermiştim. İflas öncesi görüştüğüm kayyum ve sonrasında da mahkeme bu teklifi benimseyerek hareket etti. Biz bu arada yatırımın büyüklüğünü göz önüne alarak finansman kaynağı sağlamak amacıyla özellikle Avrupa’da distribütör arayışına girdik. Distribütörler ile yapacağımız ön anlaşma ve alacağımız teminatlarla bankalardan finans kullanımı kolaylaşacaktı. Almanya ve Avusturya için anlaştığımız distribütör adayımız, Heuliez fabrikasının bulunduğu bölge yetkililerinin desteği ile teklif vererek Heuliez’i satın aldılar. Bölge’nin desteğinin arkasında yatan asıl neden, bizim kesinlikle Türkiye’de üretim isteğimiz, onların ise Fransa’da üretime devam etme kararıydı. Bizim üzüldüğümüz konu ise, seçtiğimiz distribütörün bölge tarafından ikna edilerek bu yatırıma yönlendirilmesiydi.

MIA projesi şu anda ne aşamada? Siz bu projenin bir yerlerind e olacakmısınız?

Biliyorsunuz, bu projenin gerçekleşmemesi sonucu Murat Günak Heuliez ile yoluna devam etme kararı aldı. Çok yakın zamanda Murat Günak ile görüşmem oldu. Kendisi Heuliez’in satın alma sonucu ikiye ayrıldığını ve elektrikli otomobil bölümünün adının MIA Vehicle Electric olduğunu söyledi. İlk teslimatlar Haziran 2011 de başalayacak. Bölge milletvekilleri benim Heuliez için çok destek olmamdan dolayı, yeni yatırımcıların mutlaka benimle proje geliştirmelerini önermişler. Sanırım onlarla beraber proje geliştireceğiz. Görünen odur ki, MIA güzel bir fırsattı ve kaçtı. MIA projesi’nin gerçekleşmemesi sonucu siz Tilter’i tasarlayan SynergEthic’e yatırım yaptınız. Bu proje şu anda ne aşamada? Heuliez’i satın alma görüşmeleri sürerken, Fransa’dan farklı sektörlerdem en az 20 ortaklık teklifi aldık. Bunlardan biri de SynergEthic firmasıydı. Amacımız küçük ve ucuz şehir arabası üretmekti. MIA hedefimize çok uygun bir otomobildi. Heuliez (MIA) fırsatı kaçınca, SynergEthic bizim hedefimize uygunluğu açısından radarımıza girdi. Motorsiklet ile küçük otomobil’in evlenmesi ile oluşmuş bir araçtı. Birkaç önemli patent ve teknolojiye de sahipti. Bu da Türkiye açısından önem arz ediyordu. Eski ortaklarımızdan İnci Akü affını isteyince yerine bu sefer Orhan Holding dahil oldu. Satın alma işlemi Ekim 2010 da tamamlandı. Tasarım Bertone’den David Wilkie tarafından yenilendi ve prototip Mart 2011 de Cenevre Oto Fuarında sergilenecek. Sanırım alacağımız tepkilere göre yönümüzü belirleyeceğiz.

((Haber Türk – Ahmet Çelik – 9 Ocak)) ( Haberin devamı için ; Tıklayın )

Alman ithalatının yeni gözdesi Çin

Almanya - Çin ekonomik ilişkilerinde yaşanan ilerleme son dönemlerde dikkat çekiyor. Çin, Alman ithalatının en büyük pazarı haline geldi. Almanya aynı zamanda Çin’deki en önemli Avrupalı yatırımcı. Almanya ile Çin arasındaki ticari ilişkileri giderek gelişiyor. Çin Başbakan Yardımcısı Li Kekiyang'ın geçen haftaki Berlin ziyaretinde, iki ülke arasında 8 milyar 700 milyon euro değerinde 11 ticari anlaşma üzerinde uzlaşma sağlandı. Bu anlaşmalar arasında en büyük payı 2 milyar 600 milyon euro değerindeki Volkswagen projesi oluşturuyor. Ticari ilişkilerini güçlendiren Çin ve Almanya, aynı zamanda küresel krizden kazançlı çıkan ülkeler arasında gösteriliyor.

Almanya Ticaret ve Yatırım (Germany Trade and Invest) kurumunun Asya - Pasifik bölgeleri uzmanı olan Achim Haug, iki ülkeyle ilgili olumlu görüşlerini "Almanya ve Çin ikilisi her halükarda iyi bir işbirliği içerisinde olacak. Dev büyüme rakamları biraz azalsa da büyüme devam edecek” sözleriyle dile getiriyor.

Alman şirketleri kazançlı çıktı

Çin, özellikle Almanya için bir şans olarak görülüyor. Cesurca yürütülen destekleme programları sayesinde Çin, yeniden büyüme trendini yakaladı ve 2010 yılında gayrı safi yurt içi hâsılasını yaklaşık yüzde 10 oranında artırmayı başardı.

Çin’de yaşanan bu gelişmeden Alman sanayisi de karlı çıktı. Elektronik branşı Çin’den gelen çok sayıda sipariş sayesinde cirosunu yüzde 12 civarında artırdı. Otomotiv branşında Volkswagen, Daimler ve BMW'nin Çin'deki satışları iki katına çıktı. Kimya branşında ise Bayer, BASF ve Lanxess gibi firmalar, Çin’in sentetik madde ve diğer kimyasal ürünlerin önemli bir müşterisi haline gelmesinden kazanç sağladılar.

Kısacası iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler kriz sırasında daha da sıkılaştı. Çin, ilk kez Alman ithalatının en büyük pazarı ve AB dışında en büyük ticari ortağı oldu. Almanya ise Çin için ülkesindeki Avrupalı en büyük yatırımcı konumunda.

Çin yeni beş yıllık kalkınma planını hazırlıyor

Ancak Çin ve Almanya arasındaki bu başarı modelinin çok çabuk sona ermesi de beklenmiyor, zira Mart ayında Çin’de 12’inci beş yıllık kalkınma planı karara bağlanacak. Pekin’in hedefi kalıcı bir kalkınma sağlamak.

Haug, "Çin, çevre teknolojileri için dev bir pazar ve Alman üreticileri de bu alanda dünya genelinde öncü konumdalar. Öte yandan kentlerdeki ulaşım altyapısının iyileştirilmesi, hızlı trenler için uygun raylar ve havaalanlarının inşa edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla yatırımcılar için her alanda fırsatlar söz konusu. Ayrıca Çin artık bir yenilik merkezi olma yoluna girdi, yani ucuz ücret ülkesinden yüksek teknoloji ülkesine doğru gidiliyor. Ekonominin bu yapılanmasında doğal olarak daha iyi bir donanım içerisinde yatırım yapılması gerekiyor. Alman firmaları bunu sağlayabilir” şeklinde konuşuyor.

Almanya Ticaret ve Yatırım kurumundan Haug, Çin konusunda Alman yatırımcılar için daha 20 yıl boyunca iş potansiyeli bulunduğunu düşünüyor ve ekliyor: “Çin’de henüz çok faal olmayan, ihtiyaç bulunan ya da yeni yeni ortaya çıkan alanlarda yer edinmeye çalışılmalı. Örneğin yüksek nitelikli tüketim malları şu ana kadar Çin’de büyük bir pazara sahip değildi ancak şimdi gelişiyor.“

Alman otomobilleri revaçta

Çin’de yeni beş yıllık kalkınma planından sonra şu ana dek ihracat ve ithalat ağırlıklı olan ekonominin, yurt içi talebi ve tüketimi daha fazla destekler hale gelmesi hedefleniyor. Çin’de gittikçe daha fazla sayıda kişi Alman yapımı yüksek nitelikli tüketim mallarına ilgi gösteriyor. Örneğin Çin’de satılan her beş lüks binek aracından dördü Alman yapımı. Bu gelişmeyi göz önünde bulunduran otomotiv firmaları BMW, Daimler ve Audi Çin’deki kapasitelerini artırmayı planlıyor.

Ancak yatırım projeleri bazı eleştirileri de beraberinde getiriyor. Örneğin otomotiv firmalarının çok fazla Çin’e bağımlı hale geldikleri suçlaması yöneltiliyor. Çin’in bu yıl ulaşımdaki karmaşayı gidermek için piyasaya sürülen yeni araç sayısını yarı yarıya azaltmak istediği haberi ise endişe yarattı. Piyasaların tepkisini abartılı bulan Çin uzmanı Haug, "Çünkü Çin'de ikinci, üçüncü mertebedeki kentlerde, yani düşük gelirli kentlerde sürüm giderek artacak. Bunlar gelişme fırsatı sunan yeni pazarlar” diyor.

((DW-World – 9 Ocak))

GLOBAL BASINDAN HABERLER

Renault says technology safe in industrial spy case An international network may have obtained data about Renault's electric car program, but its vital technology secrets are safe and production of the vehicles will not be held up, the French carmaker said on Saturday.

Three Renault executives, including one member of its management committee, were suspended on Monday over the leaking of data, which prompted the government to warn of a widespread risk to French industry.

"This is the work of professionals," Chief Operating Officer Patrick Pelata said in an interview with Le Monde newspaper's weekend edition. "Renault is the victim of an organized international network."

The executives are suspected of leaking information related to the high-profile electric vehicle program, a key plank of the carmaker's strategy in which it is investing billions of euros together with Japanese partner Nissan Motor Co.

No 'golden nuggets' leaked

Pelata said information may have been leaked regarding the costs and economic model of the program, but not the "golden nuggets" of its technology, including some 200 patents that are being lodged. "It's serious, but not as bad as if it had been the technology," he said. "Whether it's the chemistry of the electrodes, the structure of the batteries, the different elements of assembling, be it the charger or the engine itself, we feel ok."

He added that the program is still on schedule: "We have not lost one day to launch our four electric cars."

Renault will launch three EVs in Europe this year -- the Fluence sedan, Kangoo delivery van and the two-seat Twizy. The subcompact Zoe will launch next year. The Zoe is projected to be the best-selling EV for Renault. Nissan currently is rolling out its Leaf electric hatchback globally.

Spy charge 'surreal,' lawyer says

Pelata said the three employees would face a preliminary hearing before facing a likely dismissal. The company was studying all legal options which would probably lead it to press criminal charges. Thibault de Montbrial, a lawyer for Matthieu Tenenbaum, deputy head of Renault's electric-vehicle program and one of the three suspended employees, called the affair "surreal."

"My client is now portrayed as an international spy when so far he still doesn't have any material information explaining why Renault is accusing him," he said.

The highest ranking of the three suspended executives is Michel Balthazard, vice president for advance engineering and a member of the management committee, media reports have said

China link played down

Intelligence services are investigating a possible Chinese connection, a government source said on Friday, but Industry Minister Eric Besson played down the Chinese link on Saturday, saying he could not confirm anything for now.

"Renault will press charges and then the DCRI (internal intelligence service) will in all likelihood be asked to investigate," he told Europe 1 radio. "At that point we will know a lot more on the backers, beneficiaries, etc."

Renault is 15 percent owned by the French state. In 2007, a Chinese student on a work placement at car parts maker Valeo was given a prison sentence for obtaining confidential documents. A court stopped short of an industrial espionage verdict, instead finding she had "abused trust.".

Relations between France and China hit a low two years ago when French President Nicolas Sarkozy criticized Beijing's policy on Tibet. A visit by Chinese President Hu Jintao to Paris late last year helped improve ties. France wants Chinese support for reform of the global monetary system under its presidency of the Group of 20 club of economic powers.

Tensions over electric car strategies

A government official dealing with corporate espionage, Olivier Buquen, told weekend paper Le Journal du Dimanche that there were thousands of industrial spying cases in France in the recent years as firms and countries seek technological edges.

"The number of incidents on French territory -- and these are reviewed over five years -- is alarming," Buquen said. "It amounts to several thousand," he said.

"All sectors, all regions and businesses of all sizes are affected," Buquen said. "The number of countries whose nationals are engaged in corporate espionage is also increasing."

Buquen said a draft bill was in the works to strengthen the legal protection of trade secrets.

Christian Harbulot, head of France's School of Economic Warfare which trains students in corporate intelligence, said the difficulties encountered by car producers during the financial crisis, coupled with the shift to electric technology, had made the sector even more competitive.

"There is huge tension in the strategies undertaken by the groups, and competitors are trying to find out what the others have decided to do."

((Autonews – 10 Jan))

Audi boss: U.S. plant decision within 4 years

Audi AG is still studying the business case for building a vehicle assembly plant in the United States and will make a final call within the next four years, CEO Rupert Stadler said.

"We still see a lot of sales growth potential here. And wherever we sell a lot of cars, we have to produce locally in the long term," Stadler told Automotive News Europe on the sidelines of the International Consumer Electronics Show last week.

In June, Audi officials said the euro's recent slide against the dollar put any plans for a U.S. plant on hold. "U.S. production doesn't pay off at the current dollar exchange rate," said Michael Dick, Audi's brand's product development chief, at the time. But beyond 2015, Stadler said the option still exists.

"Today this decision is not necessary," he said, "but we will make the decision before 2015."

Stadler said Audi's plan to double sales by 2018 remains unchanged. Audi sold a record 101,629 units in the United States last year. Stadler said Audi wants U.S. sales of up to 160,000 by 2015, adding that "in the long term, we still see 200,000 units per year." But those gains will have to come without some vehicles that will soon launch in Europe. Stadler said Audi will not bring the forthcoming Q3 small crossover, entry-level A1, A5 sportback or a sedan version of the A3 to the U.S. market. Every additional model increases the complexity for dealers and requires training and showroom space.

Said Stadler: "We want to keep it simple."

((Autonews – 10 Jan))

Mercedes sales grew 15% in 2010 to maintain lead over Audi

Daimler AG's Mercedes-Benz posted a 15 percent sales gain last year, boosted by the high-end E- and S- class models, to defend its lead over Volkswagen AG's Audi.

The brand's full-year deliveries rose to 1.17 million vehicles from 1.01 million, the automaker said Friday in a statement. Mercedes' December registrations climbed 11 percent to 108,100 cars and sport- utility vehicles, the 14th straight month with a sales increase of more than 10 percent.

Luxury-car sales are snapping back from the financial crisis on demand in China and a rebound in the U.S.

Mercedes is also helped by a resurgent Germany, its largest market, where the economy grew at its fastest past since reunification in 1992.

Sales at Audi grew 15 percent to 1.09 million vehicles. The VW unit aims to overtake Mercedes, the second largest global premium car maker, and BMW AG, which is No. 1, to become the luxury leader by 2015.

Smart sales decline

Including the Smart mini-car brand, which recorded a 17 percent drop in deliveries, Daimler's car sales rose 12 percent in 2010 to 1.27 million.

Daimler's target for 2010 was to increase Mercedes sales by at least 10 percent.

“We were extremely successful this past year, exceeding all of our targets, some quite considerably,” CEO Dieter Zetsche said in the statement. “Prospects are looking very good in the new year,” with the overhauled CLS luxury coupe, updated C-class, and revamped SLK hard-top roadster hitting showrooms.

Sales of the E-class sedan climbed 32 percent, while deliveries of the top-of-the-line S-class rose 25 percent. Demand in China more than doubled to 148,400 cars, while sales in the U.S. rose 14 percent to 216,400.

((Autonews – 10 Jan))

Kaynak: GAZETELER



--------------------------------------------------------------------------------------------
(1) Kategorisindeki Diğer Haberler :
--------------------------------------------------------------------------------------------

» (17.12.2016) 1...
» (10.12.2016) 1...
» (30.09.2011) Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında yü...
» (30.09.2011) Yerli oto 20 binden ucuz...
» (11.01.2011) 10 OCAK 2011 BASINDA OTOMOTİV HABERLERİ... (Bu haberi okuyorsunuz)
» (02.11.2010) 2 KASIM 2010 Basında Otomotiv Haberleri...
» (31.08.2010) Dünyadaki Lastik Markaları...
» (26.08.2010) Bu da en çevreci Porsche...
» (16.08.2010) Kia ilk 10 için tüketicinin huzurunda..'...
» (16.08.2010) Tüketicinin 4x4 merakı, Üreticilerin kom...
» (13.08.2010) Genesis, E segmentinde en kaliteli otomo...
» (30.03.2010) RECALL 2010 İLK ÇEYREK RAPORU-AVRUPA...
» (11.02.2010) Toyota bozulan imajını 3 yeni adımla değ...
» (11.02.2010) "Clio 4'ü Türkiye'de üretmeniz lehinize"...
» (11.02.2010) Renault'un eylem planı meyvelerini verdi...
» (12.01.2010) Ford Connect Kuzey Amerika'da yılın tica...
» (12.01.2010) Çin, dünyanın en büyük otomotiv pazarı o...
» (12.01.2010) Mercedes Benz, pazar payını artırdı...
» (12.01.2010) Sarko’ AB’ye takıldı Clio 4 ...
» (12.01.2010) RENAULT CLİO KRİZİ...
» (07.12.2009) VOLVO 2010 MODEL 60 XC ARAÇLARINI GERİ Ç...

 
     
     
 

Yasal Uyarı | Tavsiye Et | Faydalı Linkler | Site Haritası | Bize Ulaşın | Ana Sayfa

 

Derneğimiz Dernek Üyeliği Komisyonlar e-Dergi Otomotiv Satıcıları Otomotiv Yan Sanayi Satış Bayileri ve Servisler Trafik, Sigorta, Sürücü, Yol Lastik ve Akaryakıt Bayileri